Beynimin içinden bir oda!

05.11.2015 06:17
İnsan farklı hisleri zamanla öğrenir. Yavaşça onları açar. Üzerine giderse bunu geliştirebilir. Basit boşluk hissi bile zamanla şekillenip farklı boyuta bölünür. Renklerin tonları gibi. Benzerlik içersede farklıdır birbirinden. 
 
Çocukluğumda istisnasız girdiğim her mücadeleden,oyundan,kavgadan galibiyetle çıkardım. Yaramaz ve birazda şımarıktım. Beni ilk görenlerin ilk dediği zekamla alakalıydı. Orta okulda özel bir dernek beni çocukluğumdan yetiştirmek için bedava ingilizce ve diğer imkanları dahi tanıdı. Sadece kendi tarafına çekmek için. Ailemin derneğin görünür dışında amacı olduğunu düşündüğünden zamanla uzaklaştırıldığımı hatırlıyorum. Solculuk tarzı paranoyaları vardı babamın. Muhafazakar bir aileden gelince böyle oluyor sanırım. Aklımın yıkanmasından filan şüphelendiler. Anlayacağın parlaktı çocukluğum. Çocukluğumdaki ilk hissettiğim anormal-tuhaf duygu geride kaldığımda oluşuyordu. Herhangi bir şeyde geride kaldığımda. Basitçe okula 1 hafta gitmediğimi farz et. O vakit insanları değişmiş gibi hissediyor benden ileri geçtiklerini düşündüğümden tuhaf hissediyordum. Nasıl desem... Boşluk hissi familyasından olan ilk hisle o zaman tanıştım. Sanki bu his yaradan tarafından korunma amaçlı erkenden verilmişti. 
Çünkü geleceğim tam bir çöplüğe dönecekti. Zamanında önlemlerimi alıp haraket etseydim şimdi belkide bu halde olmayacaktım. Keşke var olan ülke kaynaklarını düzgün değerlendirebilseydim. Heba oldu bir çok şey.
 
Acı veren kısım şu; nesildaşlarıma bakıyorum kimi okulunu bitirmiş, işinde gücünde. Kimi evlenmiş,kimi nişanlanmış. Gülümseyen resimler atıyorlar facebook'a. Arabasını alan var. Parasını kazanıp kaygılarını gidermiş olan var. Kimi olgunlaşmış farklı bir boyuta geçmiş artık. Konuştuğu,giydiği farklı. Ortamı farklı.  Sonra kendime baktım tıklım tıklım yalnızdım. Bir uyandım baktım ki gece olmuş ve bütün yıldızlar gözlerime doluşmuş. Anladım ki üzülmek için çok geç...  Bu 2 cümle teoman ve feridun düzağaç'ın şarkılarından alıntı :)
Durum gerçekten yaralayıcı bir boyutta. Benim için öyle. Lakin yenilgiyi,geride kalmayı kabul edemeyen bir insanın. Gurur yapan bir insanın böyle şeylere kafayı takıp hüzünlenmesi gayet normaldir. Keşkesi çok olanın acısı çoktur. Keşke bende geçmişimi irademi yenerek daha iyi değerlendirseydim. Geldiğim durumu sonuna kadar kabul ediyorum. Ben, Allah'ın bana verdiği yetenek ve kabiliyetleri kullanmadım. Kolay olanı seçtim. Zordan kaçtım. O yüzden bu gün burdayım. Mevcut durumumu güzel özetleyen bir resim var. Onu paylaşmak istiyorum.


 
 
Bu resimler aynı zamanda umudumdur. Hayatım inişli çıkışlı olsa da genele vurup bir yüzde versem. Son 6-7 senem %80 kötüydü derdim. Yalnızlığı, ve çevrendeki arkadaşlarına,dostlarına tam anlamıyla güvenemeyeceğini ne yazik ki beynimde kesinleştirdim. İnsanlığın hamurunda olan kötü özellikler vardır. Kötü niyet yoktur. Fakat insanların %95'i fıtratları gereği yaşayıp kendilerini okumayı es geçiyor veya yapamıyorlar. Örnekle,  çok iyi bir dostunuz var. Bu dostunuz sizi seviyor. Sizi sevmesinin sebebi dinlediğiniz müzik,fikirleriniz,hayatınız vs. diyelim Bu artıları farkında olmadan sizden alıyor sizle takılmak hoşuna gidiyor. Zaman geçiyor dönem değişiyor ve bu insan hala sizi seviyor. Fakat eski sevgisi yok. Çünkü sizden alacağını almış. Kendisi değişim geçirmiş. Ve ortak çıkarlar azalmış.Yada tek taraflı veren kendisi olmuş. Böyle olunca farkında dahi olmadan uzaklaşıp soğuyor. Ortada suç yok. Ortada yanlış yok. Sadece düzen bu. İnsanlığın düzeni. Dostluklar,arkadaşlıklar hatta 'birçok' aşk bile ortak çıkardır. Bu yaratanın düzenidir. Kimse dostunu kendinden çok sevmez. Kimse bana laf gebelemesin bu konuda. Kimse kendini kandırmasın. Günümüz insanının aşk algısı da bu. Kendisi için sever. Kendini sevdiği için sever. Bence aşk saf sevgidir. İnsanlığın unuttuğu. Karşındakini öylesine sevmektir ki kendini sevmekten vazgeçebilmektir. Eğer sevdiğin mutlu olacaksa ondan dahi vazgeçebilmektir. Bunu acı, fakat yürekten onun mutluluğu için yapsa dahi işte bu saf aşktır. Kendi çıkarı değil sevdiceğinin çıkarı ön plandadır.
 
Ek olarak şunlara da değinmek istiyorum. Hayatımızdan şeyler bunlar. Birinin sizi dışarı çağırdığı ve çıkmadığınızda tripleme olayı vardır ya. Bak işte buda saf bencilliktir. Buda saf mallıktır. Benim seneler önce insanlığa olan nefretim bu şekilde buna benzer bencillik olaylarıyla gelişti zaten. Defalarca insanları denedim ve farklı sonuçlar bekledim. Daha sonra anladım ki yaratılış düzeni bu... Düzene alışamayan insanların uzun yollar sonunda varacağı durak delirmektir. Bunun olmasını istemiyorum. Bu sebeple kabullendim artık insanları. İyisiyle kötüsüyle karakteri diyorum. İnsanlık diyorum. Boşveriyorum. Ama bir gün kendim gibi birini bulursam. Bir gün fikirlerimin benzeştiği, bencillik etmeyen, vefakar, anlayışlı, ortayolu bilen, erdemli ve ergin olmuş kişiye denk gelirsem, yemin ediyorum ki o insana kendimi adayabilirim. O insan için yaşayabilirim. Ve evet o resimdeki gibi. O insanın kadınım olmasını. Hayat boyunca, hayat arkadaşım olmasını isterim.  İşte o zaman dünya zerre umrumda olmaz ve dünya zerre canımı yakamaz. İşte o zaman aydınlanmanın bir boyutunu aşmış olurum.  
 
Ve bu umut fikri dostlar. Benim beynimin içinde, bir bölümde yer alan kurtuluş senaryosudur. 
 
Sağlıcakla kalın. 

www.youtube.com/watch?v=bsMsEayMStc
Pinhani - Ben Nasıl Büyük Adam Olucam